Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel
değerlere sahip kültürel ve doğal sitleri dünyaya tanıtmak, toplumda sözkonusu
evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan,
yokolan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini
sağlamak amacıyla UNESCO’nun 17 Ekim – 21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te
toplanan 16. Genel Konferansında sorunun uluslararası bir sözleşme konusu
yapılmasına karar verilmiş ve 16 Kasım 1972’de “Dünya Kültürel ve Doğal
Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” kabul edilmiştir. Türkiye, bu sözleşmeyi 23
Mayıs 1982 tarihinde onaylanmış ve 1983 yılında Resmi Gazetede yayınlanarak
yürürlüğe girmiştir.
2000 yılı sonu itibariyle Dünya genelinde Dünya Miras
Listesine kayıtlı 690 kültürel ya da doğal varlık bulunmaktadır. Bunların 530
tanesi kültürel/arkeolojik sit, 137 tanesi doğal sittir. 23 tanesi ise karma
(kültürel/doğal) sittir. Her yıl gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantıları
ile bu sayı artmaktadır.
Ülkemiz, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel
Müdürlüğünün sorumluluğu altında yürüttüğü çalışmalar neticesinde bugüne kadar
Dünya Miras Listesine 9 adet varlığımızın alınmasını sağlamıştır.
Bu varlıklardan; İstanbul, Safranbolu, Boğazköy, Nemrut Dağı,
Xanthos-Letoon, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Truva Arkeolojik Kenti
kültürel, Pamukkale ve Göreme-Kapadokya hem kültürel, hem doğal miras olarak
listeye alınmıştır.
Dünya Miras Listesindeki Doğal ve Kültürel Varlıklarımız
Sıra : 356 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : İstanbul’un Tarihi Alanları Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6.12.1985
Sıra : 357 Niteliği : Doğal / Kültürel Varlığın Adı : Göreme ve Kapadokya Milli Parkı Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6.12.1985
Sıra : 358 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6.12.1985
Sıra : 377 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : Hattuşaş (Boğazköy) Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 28.11.1986
Sıra : 448 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : Nemrut Dağı Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 11.12.1987
Sıra : 484 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : Xanthos-Letoon Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 9.12.1988
Sıra : 485 Niteliği : Doğal / Kültürel Varlığın Adı : Pamukkale – Hierapolis Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 9.12.1988
Sıra : 614 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : Safranbolu Şehri Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 17.12.1998
Sıra : 849 Niteliği : Kültürel Varlığın Adı : Truva Arkeolojik Kenti Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 2.12.1998
Uygarlıkların beşiği olarak çok zengin bir kültürel ve tarihi
mirasa sahip olan Ülkemizin bu zenginlikleri eşsiz doğal güzelliklerle de
desteklenmektedir.
Bir çok dünya ülkesi için 9 adet varlığın Dünya Miras
Listesinde yer alması ülke ve dünya ölçeğinde sayısal olarak yeterli
görülebilecekken, Türkiye’nin sahip olduğu zenginlikler dikkate alındığında bu
sayının olması gerekenin çok altında olduğu açıktır. Tarihin her döneminde
farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan Anadolu’daki bu uygarlıklara ait
mimari ve yöresel çeşitlilikleri, farklı bölgeleri ve farklı kültürlerin
tanıtımı ve yansıtılması açısından bu sayı yetersiz kalmaktadır.
Dünya Miras Listesinde yer alan 9 varlığın yanısıra UNESCO
Dünya Miras Endikatif (Geçici) Listesinde yer alan Efes ve Karain örenyerlerine
ait adaylık dosyaları UNESCO Dünya Miras Merkezine gönderilmiştir.
Diğer yandan Dünya Miras Listesinde daha fazla kültürel ve
doğal varlıkla temsil edilebilmemiz için gerekli olan geçici liste (endikatif
liste) UNESCO Genel Müdürü Mr. Koichiro Matsuura’ya bizzat sunulmuştur. Bu
listede 2 doğal külterel alan, 2 kültürel peyzaj alanı, 12 kültürel varlık olmak
üzere toplam 16 adet varlık bulunmaktadır.
UNESCO Dünya Miras Merkezi’nce onaylanan bu listede yer alan
varlıklara ilişkin dosyalar kapsamlı olarak hazırlanacak ve Dünya Miras
Komitesinin onayına sunulacaktır. Bu aşama oldukça uzun bir süreç olup, Dünya
Miras Merkezinin uygun görüşü ve ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi)
ve/veya IUCN (Uluslararası Dünya Doğayı Koruma Birliği) uzmanların yerlerinde
inceleme yapmalarını takiben büro ve komitenin onayı ile Dünya Miras Listesine
alınmaları mümkün olabilecektir.
Liste hazırlanırken önerilen varlıkların, mimari, tarihi,
estetik ve kültürel değerlerinin yanısıra ekonomik, sosyal, sembolik ve felsefi
özellikleri de dikkate alınmıştır. Ülkemizde Dünya Miras Listesinde olması
gerektiğini düşündüğümüz onlarca varlık bulunmakla birlikte UNESCO’ya taraf
ülkelerin Dünya Miras Listesinde dengeli olarak yer almalarına önem
verildiğinden, arzu edilenden daha az sayıda varlık bu aşamada geçici listede
yer almaktadır.
Amacımız; bu evrensel kültür değerlerimizin özellik ve
güzelliklerin Dünyaya tanıtılması ve uluslararası katkılarla korunarak gelecek
kuşaklara en iyi ve korunmuş şekilde aktarılmasıdır.
Dünya Miras Merkezince 2000 yılı içinde onaylanan Geçici
(Endikatif) Listede aşağıdaki varlıklarımız yer almaktadır.
1) Selimiye Cami ve Külliyesi (16. yy)
2) Bursa ve Cumalıkız Osmanlı Kentsel ve Kırsal Yerleşimleri
(13. yy. 15. yy)
7) Harran ve Şanlıurfa Yerleşimleri (17. yy – 19. yy)
8) Diyarbakır Kalesi ve Surları (12. yy)
9) Mardin Kültürel Peyzaj Alanı (13. yy)
10) Ahlat Eski Yerleşimi ve Mezar Taşları (12. yy – 13. yy)
11) Sümela Manastırı (5. yy – 19. yy)
12) Alahan Manastırı (7. yy)
13) St. Nicholas Kilisesi (7. yy – 8. yy)
14) St. Paul Kilisesi, St. Paul’s Kuyusu ve Çevresi
15) Kekova
16) Güllük Dağı – Termessos Milli Parkı
1- Selimiye Camii ve Külliyesi
Yeri : Marmara Bölgesi Boylam : 260 34’ Doğu Enlem : 410 41’ Kuzey Kriter : a) i, ii, iii, iv, Kültürel
Mimar Sinan’ın Ustalık Dönemi eseri ve mimarlık sanatının en
görkemli örneklerinden biri olan Selimiye Camii ve Külliyesi 16. yy.’da Sultan
III. Selim adına yaptırılmıştır. Ustalık, işçilik ve malzemesi ile Türk mermer
işlemeciliğinin seçkin bir örneği olarak adaylık için önerilmektedir.
2- Bursa ve Cumalıkızık Osmanlı Kentsel ve Kırsal
Yerleşimleri
Yeri : Marmara Bölgesi Boylam : 290 04’ Doğu Enlem : 400 12’ Kuzey Kriter : a) i, iii, iv, Kültürel
İlk kez M.Ö. 200 yılında yerleşim görmüş olan Bursa, Roma ve
Bizans dönemlerinden sonra Osmanlıların ilk başkenti olarak en görkemli
yıllarını yaşamıştır. Osmanlıların ilk altı padişahı döneminde yapılmış olan 127
cami, 45 türbe, 34 medrese, 25 han, 37 hamam ve 14 imarethane ile Bursa Merkezi
ve Osmanlıların Bursa’yı fethi sırasında lojistik destek görevi gören
gelenekleri, geleneksel mimarisi ve yaşam biçimi ile Osmanlı köyü olarak yaşayan
Cumalıkızık Köyü adaylık listesinde yer almaktadır. Özellikle Bursa İl
merkezinin listede yer alması Türk-İslam mimarlığının dünyaya tanıtımı açısından
da yararlı olacaktır.
3- Konya Selçuklu Başkenti
Yeri : Orta Anadolu Bölgesi Boylam : 320 30’ Doğu Enlem : 370 52’ Kuzey Kriter : a) i, ii, iv, Kültürel
12. ve 13. yy’da Selçuklu Türklerinin başkenti olan Konya,
Selçukluların Asya’dan getirdiği sanatsal öğelerin ve taş işçiliğinin en
görkemli eserlerini barındırır.
Konya Kalesi, Alaaddin Camii, Sırçalı Medrese ve birçok irili
ufaklı camii ve mezar Konya’daki Selçuklu anıtlarının örnekleridir. Halen
yaşayan bir kent olarak Selçuklu mimarisi, uygarlığı ve kültürel geleneklerinin
tek örneğidir.
4- Alanya Kalesi ve Tersanesi
Yeri : Akdeniz Bölgesi Boylam : 310 59’ Doğu Enlem : 360 32’ Kuzey Kriter : a) iii, iv, Kültürel
Alanya’nın Helenistik dönemlere dek tarihlenen kalesi Roma,
Bizans ve son olarak da Selçuklulara ev sahipliği yapmıştır. Kalede bulunan
Selçuklu sarnıcı, Bizans Kilisesi, Sultan Sarayı ve Selçuklu hamamı kalıntıları
geleneksel kent dokusuyla bütünleşmiştir. Tarihi Alanya Tersanesi ise
Selçuklular tarafından yapılmış ve bugüne dek korunabilmiş tek tersane olma
özelliğini taşımaktadır.
5- Selçuklu Kervansarayları (Denizli-Doğubeyazıt Güzergahı)
Yeri : Güzergah Anadolu’da
Batı-Doğu yönünde uzanmaktadır. Kriter : a) ii, iii, iv, Kültürel
Orta Asya’daki göçebe Türk boylarının geleneksel yaşam
biçiminden esinlenerek Selçuklu Dönemi kültür ve mimarisinde önemli bir yer
tutmuş olan kervansaraylar ve hanlar en çok bu dönemde çeşitlenmiş ve Anadolu
mimarisini de etkilemiştir. Ülkemizin sınırla dışında Asya’ya da uzanan bu
güzergah üzerinde yer alan kervansaray ve hanlar Denizli-Doğubeyazıt kervan yolu
örneklenerek Dünya Miras Listesine “Kültürel Peyzaj” olarak önerilmektedir.
Öneri Güzergahta Yer Alan Önemli Han ve Kervansaraylar
Akhan
Pınarbaşı Han
Eğridir Han
Pınarpazarı Hanı
Kantarcı Han
Obruk Han
Oklu Han
Sultan Han (2)
Akhan
Ağzıkarahan
Sünnetli Han
Sikre Han
Ertokuş Han
Kireli Han
Elikesik Han
Kavak Han
Kuruçeşme Han
Altınapa Han
Sadettin Han
Zincirli Han
Akbaş Han
Öresin Han
Han Camisi
Sultan Han
Şahruk Köprüsü Han
Lala Kervansarayı
Gedik Han
Latif Han
Mugar Han
Cibci Han
Pervane Han
Kargı Han
Köprüköyü Hanı
Mamahatun Kervansarayı
Hacı Bekir Han
6- İshak Paşa Sarayı
Yeri : Doğu Anadolu Bölgesi Boylam : 440 08’ Doğu Enlem : 390 31’ Kuzey Kriter : a) i, iii, iv, Kültürel
18. yy’da inşa edilen ve Topkapı Sarayı’nın küçük bir örneği
olan İshak Paşa Sarayı taş oymacılığı ve bezemelerinde hanlar ve kervansaraylar
güzergahı üzerinde yer alması nedeniyle İran’dan Anadolu Selçuklu devletine,
Gürcistan’dan Kafkasya’ya kadar çok değişik kültürlerin izlerini taşımaktadır ve
özellikleri ile Dünya Miras Listesine önerilmektedir.
7- Harran ve Şanlıurfa Yerleşimleri
Yeri : Güney Doğu Anadolu Bölgesi
Kriter : a) i, ii, iii, iv, Kültürel
Peygamberler Şehri olarak bilinen Şanlıurfa, Yukarı
Mezopotamya’nın bereketli ovalarında kurulmuş tarihi bir yerleşimdir ve yöresel
mimari ve geleneksel taş işçiliğinin en güzel örnekleri olan çok sayıda tarihi,
dini, resmi ve sivil mimari örnekleriyle bezenmiştir.
Kentin güneyinde yer alan Harran ise tarihi şehir surları,
geleneksel konik çatılı kerpiç evleri ve birçok İslam alimini yetiştiren Harran
İslam Üniversitesi ile benzersizdir.
8- Diyarbakır Kalesi ve Surları
Yeri : Güney Doğu Anadolu Bölgesi
Boylam : 400 14’ Doğu Enlem : 370 55’ Kuzey Kriter : a) i, iii, v, Kültürel
Diyarbakır Kalesi 5.500 metre uzunluğundaki surları ile
Dünyada Çin Seddi’nden sonraki en uzun ve en korunmuş şehir surları ve hala
yaşattığı ortaçağ havası ile Dünya Miras Listesine önerilmektedir.
9- Mardin
Yeri : Güney Doğu Anadolu Bölgesi
Boylam : 400 44’ Doğu Enlem : 370 19’ Kuzey Kriter : a) ii, iii, iv, Kültürel (Kültürel Peyzaj Alanı)
Doğal yapı ile insan etkileşimi sonucu ortaya çıkan taş
mimarisinin benzersiz dini ve geleneksel yapılarını barındıran Mardin, bir
ortaçağ kenti görünümüyle “kültürel peyzaj alanı” olarak Dünya Miras Listesine
önerilmektedir.
http://www.nuvis.com.tr/mardin
10- Ahlat Eski Yerleşimi ve Mezar Taşları
Yeri : Doğu Anadolu Bölgesi Boylam : 420 30’ Doğu Enlem : 380 45’ Kuzey Kriter : a) i, iii, Kültürel
Van gölü kıyısında yer alan ve tarihi Urartulara kadar inen
Ahlat yerleşimi ve Selçuklu dönemi taş işçiliği, inanışları ve yaşam biçimini en
güzel şekilde yansıtan mezar taşları ve anıt eserleri ile Dünya Miras Listesine
önerilmektedir.
11- Sümela Manastırı
Yeri : Karadeniz Bölgesi Boylam : 390 02’ Doğu Enlem : 400 48’ Kuzey Kriter : a) i, iii, iv, Kültürel
Altındere vadisi’nin dik yamaçlarında doğal yapı ile
bütünleşen manastır kompleksi tasarım, malzeme, mimarlık ve işçilik açısından
eşsiz bir yapı olarak adaylar arasında yer almaktadır.
12- Alahan Manastırı
Yeri : Akdeniz Bölgesi Boylam : 320 31’ Doğu Enlem : 370 52’ Kuzey Kriter : a) i, iii, iv, Kültürel
M.Ö. 5. yy başlarında yapıldığı bilinen ve doğal yapı ile
bütünleşmiş olan Alahan Manastırı, bir manastır ve ona bağlı kilise ile
müştemilat yapılarından oluşmakta ve malzeme, tasarım ve yapıdaki süslemeleri
ile Bizans Dönemi dini mimarisinin ender örneklerinden biri olarak Dünya Miras
Listesine önerilecek adaylar arasındadır.
13- St. Nicholas Kilisesi
Yeri : Akdeniz Bölgesi Boylam : 360 7.5’ Doğu Enlem : 290 58’ Kuzey Kriter : a) iii, iv, Kültürel
Milattan önce 5. yy’a ait bir Likya yerleşimi olan Myra antik
kenti ve kentte yer alan St. Nicholas Kilise kompleksi ve farklı dönemlere ait
yapılar barındıran Bizans dini mimarisinin önemli bir örneğidir.
14- St. Paul Kilisesi, St. Paul Kuyusu ve Çevresi
Yeri : Akdeniz Bölgesi Kriter : a) ii, iii, iv, Kültürel
St. Paul’un doğum yeri olarak bilinen Tarsus St. Paul Kilisesi
ve kuyusu ruhani bir merkez olarak mevcut geleneksel kent dokusu ile bütünleşmiş
biçimiyle, Dünya Mirası endikatif listesindedir.
15- Kekova
Yeri : Akdeniz Bölgesi Boylam : 290 53’ Doğu Enlem : 360 13’ Kuzey Kriter : a) i, iii, Doğal a) ii, iii, Kültürel
Akdeniz Bölgesinde yer alan Kekova Adası, arkeolojik Üçağız ve
Kaleköy yerleşmeleri ve adayı çevreleyen batık kentin yanısıra, gerek görsel,
gerekse doğal özellikleriyle Dünya Miras Listesine aday olarak gösterilmektedir.
16- Güllük Dağı – Termessos Milli Parkı
Yeri : Akdeniz Bölgesi Boylam : 300 30’ Doğu Enlem : 370 00’ Kuzey Kriter : a) ii, iii, v, Kültürel a) ii, iii, iv, Doğal
Denizden yaklaşık 1050 m. yükseklikte Antalya’nın kuzeyinde
dağlar arasında gizli Termessos (Güllük Dağı Milli Parkı) antik kenti, yerleşim
biçimi, savunma sistemleri ile doğanın sunduğu olanakları en iyi şekilde
kullanan kentlerden biridir.
Güllük Dağı’nın dik yamaçları ise Güver Uçurumu ve tipik
Akdeniz bitki örtüsünün yanısıra soyu tükenmekte olan hayvanları da barındıran
özel bir bölgedir.
Ekoloji,
organizmalarla, içinde yaşandıkları ortamı ve bu iki varlığa ait
karşılıklı etki ve ilişkileri inceleyen bir bilim dalı.
Bu tanımlamadaki organizmalar, diğer bir deyim
ile canlılar veya canlı
çevre; insan, hayvan ve bitkilere ait bireyleri veya
bunlardan oluşmuş toplumları ifade etmektedir. Tanımlamanın
içinde geçen organizmaların içinde yaşadıkları ortam deyimi ise
cansız çevre olarak da ifade edilir ve hava, su,
toprak, ışık gibi faktörleri kapsar. Ekolojinin; botanik,
zooloji, mikrobiyoloji, fizyoloji, bitki beslenmesi, anatomi,
morfoloji, patoloji, pedeloji, jeoloji, jeomorfoloji,
mineraloji, fizik, kimya, meteoroloji ve klimatoloji gibi bilim
dalları ile yakın ilgisi vardır.
Araştırma konusu, yöntemi ve amaçlarındaki
bazı özellikleri yardımıyla ekolojiyi diğer doğa bilimlerinden
ayırma olanağı vardır.
1) Herşeyden önce ekoloji bütün canlılar için
ortak olan ve canlılar üzerinde etki yapabilen temel konularla
ilgilenir.
2) Diğer bir ayırıcı özelliği ise ekolojinin
bir canlıya ait belirli organları ve bu organlardaki hayat
süreçlerini değil, canlıların içinde bulundukları hayat ortamı
ile olan karşılıklı ilişkilerini incelemesidir.
Yeryüzünde on kilometre okyanus tabanından
atmosferin on kilometre yerden yüksekliğine kadar olan tabaka canlıların barınma
yeridir. Bu alana dünya katmanları arasında biyosfer adı verilir. Ekoloji de 20
km’lik dikey alan içersindeki canlıların yaşama şekillerini ve birbirleriyle
olan ilişkilerini inceler. Canlıları etkileyen çevre faktörlerine ambiyotik
faktörler, canlıların birbiriyle olan ilişkilerine biyotik faktörler denir.
Modern ekolojide anlama kolaylığı sağlamak için canlılar organizasyon derecesine
göre sıralanır.Bu sıralama sonucunda biyolojik spektrum meydana gelir.Bu
spektrum;Protoplazma-Hücreler-Dokular-Organlar-Organsistemleri-Organizmalar-Populasyonlar-Kommuniteler-Ekosistemler-Biyosfer
şeklinde sıralanır.
İşte bu spektrum içerisinde ekoloji; organizmalardan sonraki terimleri inceler.Biyotik
faktörleri oluşturan bu terimlerin üzerindeki fiziksel ve kimyasal faktörlerin
sınırlayıcı etkisini de ekoloji inceler.
Ekolojide kullanılan bazı terimler vardır.Bunların başlıcaları;
Populasyon: İnsan nüfusunu ifade edeb bir terimdir. Ancak ekolojide belirli
sınırlar içersinde barınmakta olan aynı türden oluşan bireyler topluluğunu ifade
eder. Ekolojinin biyotik faktörler içersinde en küçük birimidir. Populasyonlar
kendi kendine yeterli değildir.
Kommunite: Bir bölgede yerleşen populasyonlar topluluğudur. Abiyotik faktörlerle
birlikte kommuniteler kendi kendilerine yetebilen topluluklardır.
Ekosistem: Kommunite + Abiyotik ortam ekosistemi oluşturur.
Habitat: Populasyon içersindeki canlıların biyosfer tabakasındaki kalıtsal
yapısına uygun yaşama bölgesine habitat denir. Habitat canlının yaşama
adresidir.
Niş:Habitat içersindeki canlıların yaptığı biyolojik faliyet ya da iştir.
Flora: Belirli bir bölgedeki veya biyosferdeki bitki topluluklarıdır. Aynı
zamanda bakterilerin oluşturduğu populasyonlara da flora denir.
Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve Bilgisayar Destekli Kartografya (BDK)
birbirleriyle ilintili iki tekniktir. Kartografya ise bir dizi uğraş alanı
yanısıra BDK öğretisini de kapsayan bir disiplindir. Tüm CBS’nin BDK bileşenini
içermelerine karşın, BDK sistemlerinin CBS bileşenlerinin olması gerekmez. Veri
işleme kapasitesindeki artışın uzman olmayan CBS kullanıcılarını önemli ölçüde
yanılgıya düşürdüğü bilinen bir gerçektir. Harita tasarımının kendine özgü
gerçekliğinden uzaklaşan kullanıcıların nesnel bir bakış açısı getiremeyecekleri
açıktır. CBS analiz sonuçlarının etkili iletimi için kartografik kurallara
uyulması ve bu kuraların geliştirilmesi zorunludur. Çalışmamızda temel
kartografik kavramlar irdelenecek ve görsel kaliteyi etkileyen faktörler
tanımlanacaktır.
gİrİş ve tarİhçe
60’ların başına kadar süren coğrafya ile kartografya arasındaki
yoğun ilişki 60’lı 70’li yıllarda yerini ciddi bir ayrıma bırakmıştır.
Coğrafyacıların bir çoğu yeni analitik yaklaşımlar doğrultusunda haritalardan
uzaklaşırken kartograflar daha çok sunuş teknikleri ve iletişim modellerine
yönelmişlerdir. Kartograflar; ölçme, fotogrametri, uzaktan algılama, jeodezi ve
hidrografi gibi diğer harita üreten disiplinler ile yeni bir anlaşma biçimi
geliştirmişler ve bu süreç içerisinde coğrafyacılardan giderek uzaklaşmışlardır.
Zaman içinde CBS tekniğindeki gelişmeler bazı coğrafyacıların haritaları yeniden
keşfetmelerine yol açmıştır. Günümüzde veri üretimindeki inanılmaz artış ve
karmaşıklık coğrafya ile kartografya arasında yoğun bir etkileşimi zorunlu
kılmıştır. Ancak her iki disiplinin ortak çalışma alanlarını yaratan
coğrafyacıların sayısının çok olduğunu söylemek olanaklı değildir. Bugün her iki
disiplin ortak bir teknolojiye (CBS) sahiptir. Görselleştirme de bu anlamda
destekleyici bir görev yapmıştır(1).
70’lerde ilk bilgisayar destekli sistemler ‘otomatik kartografik
çizim’ amacı ile kullanıma girmiştir. Oldukça karmaşık olan bu sistemlerden iyi
sonuç almak için bilgisayar uzmanlarının desteğine gerek duyulmuştur. Ancak
zaman içinde, diğer disiplinlerde olduğu gibi kartografyada da, bilgisayar
uzmanları kendi alanları dışındaki bu alanda yoğun inisiyatif kazanmışlardır.
80’lerin sonunda tüm disiplinlerde bilgisayar kullanımının yaygınlaşması sonucu
bilgisayar uzmanlığı ‘tüm uzmanlıkların uzmanlığı’ olma niteliğini yitirmiştir.
Başta ekonomik gelişmeler olmak üzere birçok etmen yazılım firmalarının kendi
uzmanlık alanlarına geri dönmelerini zorunlu kılmıştır. “Machintosh etkisi”
olarak adlandırılan tüm uzmanların kendi alanlarında bilgisayar kullanabilmeleri
gerçeği ile bilgisayar uzmanlarının bilgi sistemleri üzerindeki hegemonyaları
kırılmıştır. Bilgisayar bilimi tüm disiplinlerin ortak malı olmuştur. Bu ortak
yararlanım, kuramsal yöntemlerde ve ürünlerde genel standartların oluşturulması
gereksinimini yaratmıştır. Hızlı teknolojik gelişmeler kuramsal tanımlar
geliştirmeyi güçleştirse de mevcut standartlardan amaca uygun olanlar, ilk
standartlar olarak uluslararası kullanım alanına girmiştir. Bu standartlar “ticari
standartlar” olarak da nitelendirilmektedir (2).
Bilgisayar destekli çizim, birbirlerinin bileşeni olan uzaktan
algılama ve (bilgisayar destekli kartografya ve veri tabanı yönetim sistemlerini
içeren) CBS gibi iki önemli gelişmeye yol açmıştır. 80’li yılların ortalarında
(yalnızca değerlendirilmiş kartografik veriyi işleyen) CBS sistemleri ile
uydulardan elde edilen sayısal görüntüleri işleyebilen sistemler arasında önemli
farklar olduğu bilinmektedir. Ancak günümüzde vektör ve raster veriyi aynı
ortamlarda işleyebilen bilgisayar sistemleri ile bu farklılık ortadan kalkmıştır
(2). Veri toplamada konum belirleme yöntemlerindeki gelişmelerin en önemli
örneği GPS (Global Positioning System)’dir. Bilgisayar teknolojisindeki bu
gelişmeler kartografya alanında da temel değişikliklere neden olmuştur. Birçok
kartograf CBS alanında tanım oluşturma, sistem geliştirme ve kullanma açısından
başarılı çalışmalar yapmışlardır. Bunun yanısıra veri güncelleştirme, araç
geliştirme, iletişim olanakları yaratma, temel ve uygulama yazılımlarını
kullanarak yeni ürünler verme olanağını elde etmişlerdir.
Kartografya
60’lı yıllarda; 50’lerin klasik yöntemlerle üretilen ve sanatsal
yanı ağır basan haritalarının yerini, kartografyanın temel kuramsal kavramları
almıştır. Uluslararası Kartografya Birliği (ICA) bu dönemde disiplininin
kapsamlı bir tanımını yapmıştır. “Kartografya; bilimsel
dökümanlar ve sanatsal çalışmalarla birlikte harita yapma sanatı, bilimi ve
teknolojisidir. Bu kapsamda başta plan, kesit, seyir, üç boyutlu modeller ve
herhangi bir ölçekte dünya veya dünyanın bir bölgesine ait haritalar olmak üzere
tüm harita türleri yer almaktadır” (3). Kartografya haritalar üzerine
çalışan, yayınlayan, üretimi ve kavramlarını konu edinen bir disiplindir. ICA
15. Uluslararası Kartografya Konferansında (1991) kartografik tanımlar üzerine
çalışan komisyonun getirdiği tanım önerisi genel kabul görmüştür. “Kartografya;
coğrafi bilginin görsel, sayısal, -görme özürlüler için- kabartma formunda
(dokunsal) sunulması, iletişimi, organizasyonu ve kullanılmasıdır. Kartografya
veri toplamadan kullanmaya kadar olan tüm üretim işlemlerini ve her türlü harita
kullanımını içerir” (1,4,5,6,7,8,9,10).
Kartograflar, kartografya veya CBS ile uğraşan kişiler olarak
tanımlanmaktadır. Kartograflar harita, harita tasarımı, harita yapımı ve harita
kullanımını kendilerine uğraş edinmiş kişilerdir. Kartograf, kartografya, harita
ve CBS terimleri gündelik çalışmalarda birbirinden ayrılmaz kavramlardır.
Sayısal kartografya, harita yapımı
ve kullanımında bilgisayar destekli bilgi sistemlerinin oluşturulması ve
kullanımında bir alt disiplin olarak tanımlanabilir. Yeni teknolojilerin
kullanım alanına girmesi, öncelikle harita üretiminin otomasyonu açısından
önemli bir ivme sağlamıştır. Bunun yanında kartografya, konumsal ve konumsal
olmayan bilginin bütünleştirilmesinde ve CBS analitik bileşenlerinin
oluşturulmasında önemli rol oynamaktadır(11).
Harİta
Harita ve haritaya bağlı kartografik konumsal bilgi; verinin
yararlı bilgiye dönüştürülmesinde önemli bir araçtır. Bunun yanısıra -veri
hacmindeki muazzam artışa karşın- hala veri organizasyonu, sunumu, iletişimi
için uygun bir araç olma özelliğini korumaktadır. Karar verme aracı olarak
coğrafi bilgi ekonomik ve ticari bir değerdir. Kamu ve özel sektör kuruluşları
harita yapımına her zaman gereksinim duymuşlardır. Harita dünyaya açılan bir
penceredir. Bu pencerenin doğasını harita yapımcısından çok harita kullanıcısı
belirler. Kartografyada her zaman kullanıcı isteklerinin ön planda olduğu Taylor
tarafından “sistem; içindeki bilgi, fikir ve kavramlarla aydınlatılmalı ve
kartografın ürettiği hizmetin kimler tarafından kullanacağı sorgulanmalıdır
(12)” biçiminde vurgulanmıştır.
Günümüzde coğrafi bilgi sistemlerini desteklemeye yönelik harita
üretiminin başarılı olduğunu söylemek güçtür. Yeni teknoloji kullanıcılarının
kartografya deneyiminin ve eğitiminin olmadığı unutulmamalıdır. Günümüzde
kartograflar bile yeni teknolojilere açık olmalarına karşın yeni kuramsal
kavramlara kapalı kalmışlardır (13). Taylor ve Ormeling kartografya eğitiminde
amacın yalnızca yeni tekniklerin değil yeni kavramların da öğrenilmesi olduğunu
vurgulamışlardır (2).
“İnsanlığın yarattığı 3 iletişim aracı dil, müzik ve haritadan
en eski olanı haritadır (13).” Geçmişte yüksek üretim maliyetinden dolayı
daha homojen bir kullanıcı grubu için üretilen harita, kullanıcıya sunulan bir
sonuç üründü. Daha sonra bu sonuç ürün harita kullanıcısının yorumuna
terkedilirdi. Günümüzde ise verinin sürekli değişmesi nedeniyle haritalar
yalnızca sonuç ürünün, gösterim aracı olmaktan çıkmışlardır. Haritalar artık
verinin konumsal ilişkileri içinde anlaşıldığı araçlar niteliğini
kazanmışlardır. Birleştirilmiş ve işlenmiş veriler, içerikleri ve kapasiteleri
bakımından kartografik tasarımın parçalarıdır. Bu kuramsal kavramsallaştırmanın
sonucu olarak ICA Kartografik Tanımlar Çalışma Grubu harita tanımını yeniden
gözden geçirmiştir. “Harita, coğrafi gerçekliğin özetlenmiş
görüntüsüdür. Harita, amacına uygun seçilmiş objeleri veya seçilmiş
karakteristikleri sunan -harita yapımcısının yaratıcı becerisine ve seçimlerine
bağlı olarak yaratılan- konumsal ilişkilerin özelliğine bağlı kullanım amaçlı
tasarımlanan iletişim aracıdır” (1,2,4,5,6,7,8,9,10). Haritalar geçmişte
yalnızca “nerede” sorusuna cevap vermişlerdir. Günümüzde ise haritalar “niçin”,
“ne zaman”, “nasıl” ve “kim tarafından” gibi sorulara da cevap vermelidirler.
Artık haritalar çeşitli konuların farklı kullanıcılar tarafından
anlaşılabilmesini de olanaklı kılmalıdırlar.
Günümüzde harita kavramı yalnızca sınırlı içerikte ve klasik
basılı haritaları değil görselleştirilmiş, multimedya ve etkileşimli haritaları
da kapsamaktadır. Artık haritalar yalnızca gösterim amaçlı değil aynı zamanda
bilgi, etki ve gelişme amaçlıdırlar. Haritalar “seyir” amaçlıdırlar. Seyir
kavramı çeşitli amaçlarla üretilmiş bilgi ve yeni verilerin elde edilmesini
kapsamaktadır. Kartografya topografik ve tematik ürünler ile yaşadığımız
dünyanın anlaşılmasını sağlar. Harita kavramı çeşitli niteliksel ve niceliksel
verinin organizasyonu, analizi, sunumu ve iletişimini kapsar (8,12).
Üç boyutlu modellerin harita olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı
sayısal haritaların tanımı açısından da bir soru olarak ortaya çıkmaktadır.
Meynen (1973) üç boyutlu modelleri de bir tür harita olarak tanımlamaktadır.
Ancak birçok kartograf üç ve iki boyutlu görselleştirilmiş coğrafi veriyi,
işaret tablosuna (legend) sahip yani harita objeleri tanımlanmış ise ve
üzerinden ölçü alınabiliyorsa harita olarak kabul etmektedir (3,14,15).
Kartografyada Kuramsal Konular Komisyonu 16. ICA Konferansında
(1993), kartografyanın amacını “görsel düşünce için sözel, toplumsal ve
nümerik konumsal verinin görsel forma dönüştürülmesi” olarak tanımlamıştır.
Bu bağlamda haritanın algılama, iletişim, karar destekleme ve toplumsal
işlevleri önem kazanmaktadır (16). Günümüzde kartograflar, bu işlevleri yerine
getiren haritaların üretiminde sayısal ortamları kullanmaktadırlar. Sayısal
harita yapımı sürecinde, veri tabanlarından homojen yapıda olmayan verilerin
derlenmesi sırasında veri kalitesini sağlayacak geometrik, semantik, güncellik,
bütünlük ve organizasyon gibi teknik özellikler dikkate alınmalıdır. Belirli bir
amaç için toplanan verinin, bütünüyle farklı bir amaç için kullanılması
gerekliliğinde verinin yeniden sıralanması ve hatta diğer kaynaklarla
birleştirilmesi gerekebilir. Verilerin sürekli olarak artması veri
heterojenliğine yol açacaktır (2).
SAYISAL Harİta
Verinin bilgisayarda işlenebilir hale gelmesi CBS kullanımının
sağladığı en önemli kazanımdır. Bilgisayarla harita üreten sektör daha çok veri
toplama, işleme, denetim, güncelleştirme, depolama ve konumsal verinin dağıtımı
ile ilgilenmektedir. Bu, sayısal kartografyanın bir alt alanı olarak
tanımlanabilir. Sayısal yöntemle üretilmiş görsel haritalar yalnızca
bilgisayarda okunabilen harita veri dosyası olarak algılanmamalıdırlar. Sayısal
harita konumsal varlıkların geometrik olmayan öznitelikleri ve sunumları ile
bütünleşmiş ve yapılanmıştır. Böylece sayısal haritalar konumsal biçimlerin
tanınmasında ve aralarındaki ilişkilerin anlaşılmasında, konumsal yapıların
belirlenmesinde kullanılır (11).
Klasik harita yeryüzü gerçekliğinin özetlenmiş durağan bir
sunumudur. Sayısal haritada ise dinamik sayısal kartografik veri tabanı,
haritanın özünü oluşturur. Haritanın temel niteliği; eleme (seçme),
sınıflandırma, öteleme, işaret oluşturma, kavramsal birleştirme ve grafik
abartma gibi uygulamaları içeren bir iletişim aracı olmasıdır. Bu işlemler veri
tabanı oluşturulmasında kullanılır. Ancak türetilecek haritaların CBS
kullanılarak oluşturulmaları zorunlu değildir (11,17). Konumsal veri tabanı ile
kartografik veri tabanı arasında hala bir ayırım söz konusudur. Mevcut veri
tabanından harita derlemek için genelleştirme, ölçeklendirme ve kartografik
kuralların uygulanması daha sonraki aşamadır. Tüm veri tabanlarının ölçek ve
bazı genelleştirme işlemleri içerdiği düşünüldüğünde, veri tabanlarındaki bu
ayrımın gerçek olmaktan çok adlandırmaya ilişkin olduğu ortaya çıkar (11).
Sayısal harita veri tabanı tam anlamı ile geliştirildiğinde, gerçek harita
niteliğini kazanır. Çok sayıda kaynaktan yararlanılarak üretilen haritalar kendi
doğruları olan ürünlerdir. Tekniğine uygun olarak üretilmiş sayısal haritalar konumsal veri standartlarını sağlamalıdırlar. Bu veri standartları;
verinin kaynağı, bilginin güncelleştirilmesi, (planimetrik ve yükseklik olmak
üzere) geometrik doğruluk, semantik (öznitelik) doğruluk, (yeryüzü gerçekliğinin
kavramsal modeline uygun) bilgi bütünlüğü, (topolojik güvenilirlikle birlikte)
verinin mantıksal tutarlığı olmak üzere 6 ana başlık altında toplanmaktadır
(2,11).
Sayısal harita, sayısal harita verisi (coğrafi veri) ve onun
görselleştirilmesi bileşenlerinden oluşur. Bu tanım sayısal veri dosyalarının
gerçek anlamda harita olmadığını ortaya koymaktadır. Sayısal harita verileri
ancak görselleştirmeden sonra ‘anlaşılır’ hale gelirler. Başka bir deyişle,
bilgi sistemlerinin çıktısı olan ekran haritaları veya basılı çıktılar sayısal
harita olarak tanımlanamazlar. Harita verisinin sunumu olarak tanımlanırlar.
Sunum ekranda oluşur ve bir araç yardımı ile çizdirilebilir. Bu nedenle
bilgisayar ortamında oluşan haritaya “ekran haritası (softmap)” ve herhangi bir
materyal üzerine çizilmiş/basılmış haritaya da “basılı (kağıt) harita (hardmap)”
denilmektedir. Literatürde bu haritalar için “geçici harita/kalıcı harita”,
“aktif harita/pasif harita”, “hızlı harita/-” vb. tanımlar kullanılmaktadır.
Görselleştirme sırasında ekran haritaları ile basılı haritalar birbirlerinden
farklı tasarımlanmalıdırlar. Ekran haritaları, süreklidirler ve bu haritaların
istenilen alanları büyütülebilir, ölçeklendirilebilir. Bunun yanı sıra zamana
bağlı olarak değiştirilebilirler, sorulara cevap verebilirler ve hatta bu
özellikleri ses ile desteklenebilir. Klasik harita ile ekran haritaları
arasındaki fark iletişim sürecindeki ana araç değişiminden kaynaklanmaktadır.
Sayısal ortamda üretilmiş basılı haritalar klasik olarak üretilmiş haritalar
gibi pasiftirler. Ancak sayısal üretim sürecinin niteliği bu tür haritaları
çeşitli amaçlara uygulanabilir hale getirmektedir. Görselleştirilmiş ekran
haritaları kullanıcıya geniş olanaklar sunarlar. Sayısal ortamda üretilmiş
basılı haritalar, klasik basılı haritalara göre daha fazla görselleştirme
olanağına sahiptirler (11,14,15,18).
Kullanıcıların büyük çoğunluğu türetilmiş sonuçların
karşılaştırılması ve analiz sonuçlarının kavramsal olarak anlaşılabilmesi için
görsel teknikleri tercih ederler (19). Kartografik görselleştirme; sayısal
harita ve CBS uygulamalarının önemli bir bileşeni olmasına karşın, her koşulda
gerekli değildir. Kullanıcı, nitelik aramıyor, üzerinde yaptığı işlemlerde ve
verilerinde yaklaşık doğruluk istiyorsa, görsel haritalara gerek duymayabilir.
Sayısal haritaların, çeşitli kesit veya kartometrik amaçlı kullanımlarında
görselleştirilmeleri zorunlu değildir (11)
Coğrafi Verinin
Görselleştirilmesi
Coğrafi veri; iki-üç boyutlu harita, animasyon veya veri tabanı
etkileşimli görselleştirilebilir. Resim ve video görüntüleri diğer
görselleştirme yöntemleridir. CBS’inde görselleştirme yeryüzü gerçekliğine hızlı
ulaşma yolunun geliştirilmesidir. CBS en genel anlamı ile ‘coğrafi bilgiyi
işleyen bir bilgi sistemi’ olarak tanımlandığında sonuçların görselleştirilmesi
işlemin önemli bir bileşeni olarak ortaya çıkacaktır. Günümüzde
görselleştirmenin CBS araştırmalarında önemli yer tuttuğu söylenebilir. Modern
teknolojinin yarattığı olanaklar sayesinde kullanıcı isteklerine bağlı olarak
kaliteli görselleştirme yapmak olanaklıdır. Ancak günümüzdeki yazılımların
görselleştirmenin tüm teknik olanaklarından yararlanabildiğini söylemek zordur.
Kartograf gözü ile değerlendirildiğinde bilgisayar destekli görselleştirmenin
yetersiz olduğu bilinen bir gerçektir (2,6,12,15).
Görselleştirme; insani yeteneklerle sınırlı olarak kullanılan
işaretlerin özdeşleştirilmesi, sıralanması veya oluşturulması ve zihinsel bir
canlandırmanın geliştirilmesi için bir algılama işlevidir. Görselleştirme
kartografyanın kuramsal çatısını betimleyen üçgenin geçişim elemanıdır (bkz.
Şekil 1) (1,7,8,12).
Kartografik algılama zihinsel bir
süreç içinde konumsal içerik ilişkilerinin anlaşılmasıdır. Bu süreci, günümüzde
genellikle topolojik, ardaşık veya obje yönetimli vektör bazlı veri
yapılarındaki CBS programları ile gerçekleştirmek güçtür. Çoğu kez verinin
içerdiği bilginin tümü, verinin konumsal içeriği veya harita verisi ile
kullanıma sunulur. CBS’nin geliştirilmesi ile kartografik algılamada belirgin
bir gelişme gözlenmiştir. Kartografik iletişim hem bilgi iletimi
sırasında verimliliğin arttırılması için yeni ürünlerin yaratılmasını hem de
bilgi iletimi sürecinin daha iyi anlaşılmasına yönelik çabaları kapsar. İnsanın
elektronik haritaları anlayışı klasik haritaları anlayışından farklıdır. Görsel
ve görsel olmayan harita verilerinin, görsel olarak sunulması, bu verilerin
kullanıcı tarafından kolay ve kesin olarak anlaşılmasını sağlar. Görselleştirme,
verinin görüntülenmesi ve analizi yeni bilgisayar teknolojisinin
sağladığı olanaklarla belirgin bir biçimde gelişmiştir (7,8,12,18).
HARİTA TASARIMI
Kartograflar ve yazılımcılar; uzun yıllardan beri bilgi üreten
kullanıcılar için Kartografik Uzman Sistemler oluşturmaya
çalışmaktadırlar. Harita tasarım amaçlı uzman sistemin modüler olması ve her bir
harita elemanının bağımsız bir modülde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu
geliştirme aşamasında uzman yöntemlerin kullanımı ile nokta objelerin
yazılarının yazılması ve kartografik çizgilerin basitleştirme tolerans
değerlerinin seçimi gibi bazı uzman modüller oluşturulabilmiştir. Ancak henüz
tüm tasarım kurallarına ilişkin modüller geliştirilememiştir. Amaç, harita
kullanıcısının istekleri doğrultusunda otomatize edilmiş sonuç ürünlerin
tekniğine uygun olarak elde edilmesidir (17).
Harita tasarımı, harita ölçeği ve amacını da içeren çok yönlü bir
üretim sürecidir. Yeryüzü gerçekliğinin özetlenmesi ve harita sunumu için gerçek
dünyanın kodlanmasıdır. Amaca yönelik kullanım için, konumsal ilişkilerin öncül
olanlarını, coğrafi gerçekliğin objelerini ve karakteristik yanlarını seçerek
tasarımlamadır. Harita ölçeğine ve özetlemenin derecesine bağlı olarak sunulacak
objelerin seçiminin yapılmasıdır. Reprodüksiyon ortamına göre grafik sınırların
belirlenmesi, estetik ve açıklık ilkelerinin uygulanması, harita tasarım
sürecinin ileri adımlarını oluşturur (8,11,12).
Genelleştirme, işaretleştirme ve üretim; harita tasarımının
birbiri ile ilişkili üç temel bileşenidir (bkz. Şekil 2). Elle yapılan (klasik)
genelleştirmede bilginin özetlenmesi ve grafik tasarım eşzamanlı olarak
gerçekleştirilir. Sayısal kartografyada ise; bilgi genelleştirme süreci ile
görsel haritanın sayısal derlenmesi birbirinden ayrı iki işlemdir. Birçok
objenin kartografik özellikleri ölçeğe bağlıdır. Farklı ölçeklerdeki haritaların
tasarımında tek veri tabanı kullanımını olanaklı kılan uzman sistem
araştırmaları sürmektedir. Çok amaçlı ‘ölçekten bağımsız harita tasarımı’
ideali, mevcut klasik bilgilerimizle olanaklı değildir. Günümüzde birçok harita
kullanıcısının yeterli kartografya bilgisi yoktur. Bu nedenle belirli bir süre
daha sayısal haritaların oluşturulması ve görüntülenmesinde klasik kartografya
kuralları uygulanmalıdır (11).
Şekil 2: Harita tasarımı (Buttenfield & Mark 1990, s:135).
Harita tasarımında iki ayrı bileşenden biri olan bilginin
kodlanması, genelleştirme ile ilgili bir özetleme işlemidir. İkinci
bileşen kavramsal zorlamalardır. Kavramsal zorlamalar doğrudan
üretimin kapsamında yer almaktadır. Reprodüksiyon ve grafik sunumlardaki
zorlamaları içerir. Her iki bileşenin de semiotik açıdan kuramsal
bir temeli vardır. Semiotik, işaretlerin anlamları ve biçimleri arasındaki
ilişkileri düzenleyerek kartografik işaret oluşturma için bir
yaklaşım sağlar. Kartografik işaret oluşturma; hem özetleme hem de kavramsal
zorlamaları kapsayarak harita tasarımı sürecinde, genelleştirme ile harita
üretimi adımları arasında bir köprü görevi görür. İşaret oluşturma, görsel
hesaplama kuralları kadar kavrama-algılama kurallarının da dikkate alındığı
semiotiğin bir bileşeni olarak algılanmalıdır (17).
Ekran Haritası
Tasarımı
Vektör veya raster bazlı sayısal harita verilerinden üretilen
ekran haritaları gerekli işlemlerden (projeksiyon, ölçeklendirme, genelleştirme
ve harita objelerinin seçiminden) sonra gerçek harita gibi kullanılabilirler
(6,20). Vektör veya raster bazlı çalışmalarda kullanıcı nerede çalıştığını ve
yaptığı her işlemin sonucunu görmek ister. Niceliksel farkların sunumunda farklı
renkler kullanılabilir ama böyle bir uygulama sonuç harita için yanlıştır. Aynı
renklerin ton (value) ve doymuşlukları (saturation) değiştirilmelidir.
Kullanılan toplam renk sayısı beş ila sekizi geçmemelidir. Vektör bazlı
sistemler yalnızca çizgi, nokta, alan ve yazıdan oluşuyorsa amaca uygun olarak
siyah fon üzerinde parlak renkler kullanılabilir. Amaca hizmet etmeyen tüm
detaylar ihmal edilmelidir. Bazı etkileşimli çalışmalarda, (örneğin uydu
görüntüleri veya hava fotoğraflarının üzerine sayısallaştırılmış veri eklenmesi
durumunda) vektörel veri için parlak renkler kullanılır. Fon görüntüsünün açık
veya çok renkli olması durumunda ise siyah veya beyazın kullanılması uygundur.
Uydu görüntülerinden sayısal veri işlenirken renk kullanımı sorun. yaratır. CBS
ile çalışırken alansal obje renklerinin seçiminde de aynı sorun söz konusudur.
Farklı renkler, birbirlerine mantıksal olarak yakın olmayan alansal bilgilerin
gösteriminde kullanılır. Kural olarak aralarında mantıksal ilişki bulunmayan
renkler seçilir. Bu durumda aynı renk tonlarının kullanılması yanıltıcıdır. Eğer
görüntü çok karmaşık ise gözalıcı renkler yorumlama ve analizi güçleştirir. Bu
tür problemler için kartografik uzman sistemler üretilmelidir. Özellikle basit
ve az renk kullanımı ile tasarım daha doğru bilgi aktarabilir (6,20,21).
Klasik kartografik tasarım veri niteliği bilgisinin
görselleştirmesi için oldukça genel bir kuramsal taban sağlar (22). Harita veri
niteliğinin (adlandırmalı, sıralı, aralıklı veya oransal olarak değerlendirilmiş
veri) görselleştirilmesi grafik değişkenler (konum, büyüklük, biçim, doğrultu,
beyazlık değeri, dolgu, renk) ile olanaklıdır (9). Farklı bilgilerin benzer
grafik değişkenler kullanılarak sunulması kullanıcıyı tereddüte düşürür. Kaldı
ki bazen çok genel harita işaretlerinin bile deneyimsiz kullanıcılar tarafından
yanlış anlaşılması söz konusudur. Veri niteliği bilgisi kavramına sahip olmayan
harita kullanıcısına, veri niteliğinin işaretini vermek yanlış anlaşılmaya yol
açacaktır. Harita okuyucusu/kullanıcısı işaret tablosu ve harita kenar bilgileri
ile bu sorunu bir ölçüde çözebilir. Bu haritanın karmaşıklığına, ölçeğine ve
harita okuyucusunun deneyimine bağlı olarak zaman alır. Veri niteliği bilgisi
doğru verilmiş ise süre kısa olacaktır. Böylece harita okuyucusu veri niteliği
bilgisini kullanarak harita bazlı karar verme gereksinimini karşılar. Karar
verme konumundaki kullanıcı kavrayamadığı veriyi yadsıyacak ve kullanmayacaktır.
Karar vermede veri niteliği olgusu verinin kendisinden daha belirleyicidir.
Sonuç olarak; konumsal veri niteliğinin görüntülenmesi amacı ile yapılan
tasarımda klasik kartografya kuralları kullanıldığında mantıksal hatalar ortaya
çıkmayacaktır. Karmaşık ve benzemeyen işaretler kullanılarak zihinsel
algılama/kavrama sınırları zorlanılmamalıdır (Bu konu kartografik iletişimin
konusudur.) (20,21,22).
Ekran haritasını yazıcı/çizici ile basmak olanaklıdır. Ancak
sonuç ürün genellikle yetersiz olmaktadır. Ekran haritası genellikle kağıt
haritanın tasarımı sırasında kullanılır. Daha ileri adımlar için, yüksek
kalitedeki yazıcılar veya ofset baskı için film üreticiler kullanılmalıdır.
Tasarımcı genellikle çok kullanılan bir yöntem olan “gördüğü gibi sonuç” almak
ister (WYSIWYG-What You See Is What You Get). Bu amaçla kullanılan monitörler
yüksek kalitede, çözünürlükte ve titreşimsiz olmalıdır. Burada ekran renkleri (RGB)
ile baskı renklerinin (CMYK) uyumsuzluğu ve ince, küçük detayların ekran
üzerinde görülememesi gibi iki önemli sorun ile karşılaşılır. 9 puntodan küçük
yazılar ekranda (gerçek boyutlarıyla) okunamazlar. Çizgi ve alan taramalarında
halen benzer sorunlar yaşanmaktadır. TV haritalarında da aynı sorun mevcuttur.
Üstelik ekran çözünürlüğü bilgisayar ekranı kadar iyi değildir. Bu nedenle yazı
ve semboller büyük olmalıdır. Yatay çizgiler ve taramalar kaymalara neden olur
(20,11).
Kartografya ve CBS
Coğrafi Bilgi
Sistemi (CBS) ve Bilgisayar Destekli Kartografya (BDK) birbirleriyle ilintili
iki tekniktir. Kartografya ise bir disiplindir ve tanımı gereği içerdiği
tekniklerin toplamından daha kapsamlı bir kavramdır. Kartografya büyük ölçüde
uygulamalı bir disiplindir. Kartografya bu uygulamalı temelinin yanısıra
kuramsal bir yaklaşımla ürünlerinin sosyo-politik yanını, haritalardan
yararlanılarak karar verme süreçlerinin oluşumunu da kapsamaktadır (1,8). Harita
gerçeğinden uzaklaşılarak bilimsel anlamda nesnel olmak olanaklı değildir.
Yalnızca teknoloji ağırlıklı CBS uygulamaları bilimsel nesnellikten
uzaklaşmaktadır. Birçok CBS kullanıcısı da bilimsel anlamda nesnel bir çalışma
içerisinde değildir. CBS uzmanlarının kartografya eğitimi açısından genellikle
yetersiz olması giderek nesnellikten uzaklaşmalarına yol açmaktadır (8,23).
CBS; yeryüzünde konumsal verinin toplanması, denetimi,
birleştirilmesi, işlenmesi, analizi ve sunumu sistemidir. ICA kartografyayı,
grafik veya sayısal formdaki bilgilerin coğrafi olarak ilişkilerinin
organizasyonu ve iletişimi olarak tanımlamaktadır (5). Bu tanımdan yola
çıkıldığında bilgisayar destekli kartografyayı da içeren bir teknik olarak
CBS’nin; kartografya, uzaktan algılama, fotogrametri, hesaplama, coğrafya,
istatistik, ölçme ve diğer disiplinlerle aynı konuları paylaştığı görülecektir.
Ancak sözü edilen disiplinlerin kullandığı bir teknik olarak CBS bu disiplinler
tarafından içerilmektedir. Bu karşılıklı içerme/içerilme ilişkisi konunun
profesyonelleri arasında sürekli bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir
(11).
Arazi kullanımı planlaması, yol tasarımı, seyir, ulaşım
optimizasyonu, kadastro ve vergi denetimi, çevre, turistik bilgi, hava tahmini,
harita tasarım ve üretim/yayınlama veya coğrafi veri ile ilişkisi bulunan
herhangi bir sistem CBS’ne örnek olarak verilebilir (2). Bu sistemler coğrafi
olarak konumlanmış veriyi işlerler ve harita üretirler (19). Böylesi sistemlerin
hepsinin bir alt sistem olarak Kartografik Bilgi Sistemine (KBS) gereksinimi
vardır. Tüm CBS sistemlerinin bilgisayar destekli kartografya bileşeninin
olmasına karşın tüm bilgisayar destekli kartografya sistemleri CBS bileşenine
sahip değildir (8,12). KBS, amacı ekran haritası veya basılı harita üretmek olan
bir bilgi sistemidir. KBS coğrafi veriyi kullanarak harita çıktılarını üreten
bir sistemdir. KBS aynı zamanda kartografik bilgi içerir. Kartografya nosyonu
olmayan kullanıcının bile ‘güzel harita’ üretmesini olanaklı kılan bir uzman
sistemdir. Burada ‘güzel harita’ kavramından göze hoş gelen harita değil, ilk
defa M.Eckert tarafından dile getirilmiş harita özelliklerinden biri
anlaşılmalıdır. Harita özellikleri ile; haritaların doğru, eksiksiz, kullanma
amacına uygun, açık, anlaşılır, okunaklı ve güzel olması kastedilmektedir (9).
KBS; konvansiyonel harita yazılımları, grafik etkileşimli kullanıcı
uygulamaları, CAD yazılımları, CBS yazılımları, hipermedya, multimedya veya
baskı yazılımları gibi farklı yazılımlar kullanılarak oluşturulabilir (15).
CBS iletişimi için görsel mesajlara gereksinim duyulduğu ve
kullanıcı gereksinimleri değişmediği sürece; harita mesajının iletilmesi, grafik
özellikler, ürün tasarımı ve estetik gibi konular genel kartografya ile CBS’nin
ortak konularını oluşturacaktır. Kartograflar bilgisayarların kullanıma girmesi
ile araç değiştirmişlerdir. Bu araçsal değişim tasarım kavramında da önemli
değişikliklere neden olmuştur. Sonuçta önemli ölçüde değişen tasarım
parametrelerinin bir uzman sistem yardımı ile değerlendirilmesi gereksinimi
ortaya çıkmıştır. Kartograflar kuramsal çalışmalarının bir parçası olarak bu
konuda araştırmalarını sürdürmektedirler (2,17,24).
Elektronİk Atlas ve
Multİmedya
Elektronik atlaslar ve Elektronik Harita Sistemleri (EHS)
yalnızca multimedya görselleştirme olanakları ile değil aynı zamanda video ve
ses ile de desteklenerek geliştirilmektedir. Bilgi; sesli, yazılı ve görsel
formda sunulmaktadır. Multimedya yolu ile bilgi, insan duyularının tümüne hitap
edebilecek tarzda iletilmektedir (7,8). Multimedya sistemleri önceleri
kartografya amaçlı değil eğlence, eğitim ve öğretim gibi değişik alanlarda
kullanılmak üzere geliştirilmiştir.
Günümüz için kartografyanın yeni konusu olan elektronik haritalar
sürekli gelişmektedirler. Elektronik harita üretimi, elektronik ortamlar
kullanılarak kartografik ürün vermektir. Kartografik sunuşun bu yeni biçimi
elektronik atlas adını almıştır. Elektronik Harita Sistemleri (EHS) elektronik
haritaları kullanan ve geliştiren bir sistemdir. EHS analitik kapasitelerine
göre sınıflandırılırlar. Bazıları etkileşimli kullanıma, bazıları ise yalnızca
verinin görüntülenmesine izin verir. Bazı EHS de dinamik etkileşim ve analize
olanak verir. EHS ile CBS arasındaki fark, elektronik harita sistemlerinde
konumsal bilginin sunulması ve görüntülenmesine büyük önem verilmesidir. İyi bir
EHS, CBS’nin tüm işlevlerini içermeli ve bunlara ek olarak elektronik ortamların
farklı formatları için yaratma, depolama ve sunma olanağına sahip olmalıdır. CBS
ile kartografya arasındaki ilişkiler yoğunlaşarak sürecektir. Gelişmeler;
CBS’nin aşılarak, bu tekniğin yeni ürünlerin yaratılmasında yararlı tekniklerden
biri olarak gerçek yerini bulacağını, ancak kartografyanın bir disiplin olarak
kendi gelişim çizgisini CBS’den de yararlanarak sürdüreceğini göstermektedir
(2,17,24).
sonuç ve Önerİler
Günümüzde; CBS’ni veri toplamada ve buna bağlı olarak karar
vermede ‘en üst’ çözüm olarak gösterme ve CBS pazarının genişletilmesine yönelik
güçlü bir eğilimin varlığı gözlenmektedir. Şüphesiz bu eğilimi besleyen en
önemli unsur mevcut piyasa koşullarıdır. Bu arada altlık veriye, altlık verinin
toplanışı ve kullanılış kurallarına (hukuki boyut) ve sayısal harita
görselleştirilmesinin kendi özelliklerine yeterince özen gösterilmemektedir.
Doğruluk, genelleştirme, tasarım ve iletişime özen gösterilmesi, başarılı bir
CBS yaratmanın temel koşuludur.
Birçok grafik tasarım yazılımı ile harita üretilmeye
çalışılmaktadır. Harita üretimi birçok kullanıcı için herhangi bir grafik
uygulama gibi algılanmakta ve sonuçta harita grafik ile yer değiştirmektedir.
Mevcut yazılımlarla “masa üstü harita üretimi”, konuyu bilenler için elle
üretimden daha kolay olmasına karşın, kartografya nosyonu olmayanlar için sorun
yaratır. Bu tür grafik yazılımlar kullanıcıya çeşitli tarama (pattern) ve renk
seçimi olanakları sunarlar. Bilgisayar destekli kartografya harita üretimini
kolaylaştırdığından herkes tematik harita üretebilir. Ancak yazılımı
kullananların eğitim eksiklikleri yanlışlıklara yol açar. Sonuç üründe görsel
kalite düşük olur. Yetersiz sonuçların nedeni yazılımın yetersizliği değil
kullanıcının kendi yetersizliğidir. Unutulmamalıdır ki“birçok bilgisayar
haritası istatistiklerden bile daha yalancıdır (11).”
Görsel kaliteyi etkileyen faktörlerin başında grafik yazılımın
uygunluğu, kartografik işlevi/sınırları, kullanım kolaylığı ve çalışma araçları
(ekran vb.) gelmektedir. Bunların yanısıra sonuç ürünün kalitesini etkileyen
diğer faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir (6):
·CBS kullanıcılarının birçoğunun farklı
disiplinlerden gelmesi,
·CBS’de kartografyanın önemli bir rol
oynamasına karşılık kullanılan yazılımların bu açıdan güçlü olmaması,
·klasik kartografya ile elektronik ortamda
harita üretimi arasındaki farka dikkat edilmemesi,
·işlenmiş, analiz edilmiş sonuç ürünün
kartografik niteliğine dikkat edilmemesi,
·estetik olarak grafiklere gösterilen önemin,
iletişim için gerekli olan grafik değerinden fazla olması,
·bu konudaki teknolojinin henüz yeterli
olmaması,
·CBS ve sayısal görüntü işleme sistemleri
pazarındaki yazılım üreticilerinin henüz iyi harita üretmek gibi bir amaç
taşımamaları,
·elektronik ortamlardaki haritaların tasarımı
konusundaki araştırmaların oldukça az olması.
Bu sorunların
çözümü için
·kartografya uzmanlarının CBS alanına
yeterince ilgi göstermeleri,
·kartografik bilginin yaygınlaştırılmasına
yönelik eğitim ve öğretim,