TÜRK MEDENİ KANUNU...
TÜRK MEDENİ KANUNU...Tarihçe1923'den günümüze "Türk Medeni Kanunu"... MEDENİ KANUN:TÜRK HUKUK DEVRİMİNİN SİMGESİ...Türk
Medeni Kanunu, Atatürk devrimlerinin temeli, dinsel hukuk düzeninden
laik hukuk düzenine geçişin belgesi, bir hukuk ve uygarlık anıtı olarak
kabul edilmektedir.Türk Medeni Kanunu, kısaca Medeni Kanun'un geçmişi 1923 yılına dayanmaktadır.Atatürk, 1923 yılında Bursa'da halka yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu:"Yeni
Türkiye, ne zamana ne de ihtiyaca uymayan mecellenin hükümlerine bağlı
kalamaz. En uygar uluslar derecesinde hukuk kurallarımızı da
iyileştireceğiz. Yüz sene, beşyüz sene, bin sene evvel yaşayan bir
toplum için yapılan yasalarla bugünkü toplumu yönetmeye kalkışmak
gaflettir, cehalettir."Cumhuriyet'in kuruluşu ile yeni bir
devlet yapısı oluşturulurken varolan hukuk düzeninin iyileştirilmesi,
çağdaşlaştırılması amaçlanmıştı. 1923'de Adalet Bakanlığı bünyesinde,
başta Mecelle olmak üzere temel bazı yasaları yeniden düzenlemek üzere
iki komisyon oluşturuldu.KOMİSYONLARIN ÇALIŞMALARI...Adalet
Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bu komisyonların çalışma yöntemlerini
belirleyen yönetmelikte, komisyonların yeni düzenlemeler için önce
fıkıh hükümlerine dayanacakları, onun yeterli olmadığı konularda başka
ulusların kabul ettiği çözümlerden yararlanmaları öngörülüyordu.
Komisyon üyelerinin şeriat kurallarından ayrılmaz gözükmeleri, bu arada
yeni düzenlemelerde batı hukukunun örnek alınmasına ilişkin görüşlerin
yoğunlaşması sonucu, bu komisyonlar dağıtıldı.19 Mayıs 1924'de
yeniden oluşturulan komisyonların çalışmalarına ilişkin yönetmelikte,
bu kez, gerekirse "batı milletlerinin kanun ve eserlerinden icap eden
esasların alınması" ibaresi yer aldı. Ancak bu komisyonların
hazırladığı yasalar da, yetersiz ve çağdaş olmaktan uzak bulundu;
bunlarla ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde bir hukuk
sisteminin yaratılamayacağı anlaşıldı.Mahmut Esat Bozkurt
(1892-1943)Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, batıdaki örneklerinden
yararlanarak hukuk sisteminin yenilenmesi kararını, "Türk ihtilalinin
kararı, batı uygarlığını kayıtsız şartsız kendisine mal etmek,
benimsemektir. Bu karar, o kadar kesin bir azme dayanmaktadır ki, önüne
çıkacaklar, demirle, ateşle yok edilmeye mahkumdurlar. Bu prensip
bakımından yasalarımızı olduğu gibi batıdan almak zorundayız (*) "
sözleriyle açıkladı.Batılı ülkelerin medeni kanunları
incelendikten sonra Medeni Kanun'un hazırlanmasında, İsviçre Medeni
Kanun'u esas alındı. 1912'de yürürlüğe giren İsviçre Medeni Kanunu,
dilinin basitliği, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir aile düzeni
içermesi ve hakime takdir yetkisi vermesi nedeniyle benimsendi.Avrupa'daki
en eski yurttaşlık yasalarından Fransız Medeni Yasası, eskimiş kabul
edildi, Avusturya Medeni Yasası, Habsburg Hanedanının "mutlakiyetçi"
anlayışını yansıtır nitelikte bulundu. Alman Medeni Yasası ise, çok
teknik bir metin olarak görüldü.Türk Medeni Kanunu Tasarısının
hazırlanması için hukukçu milletvekillerinden, öğretim üyeleri, yargıç
ve avukatlardan oluşan 26 kişilik bir komisyon kuruldu. Bu komisyon,
İsviçre Medeni Kanunu'nu Türkçe'ye çevirdi ve yeni bir metin oluşturdu.GEREKÇEDEN...Komisyonun hazırladığı taslak, 20 Aralık 1925'de Bakanlar Kurulu'nda (3. İnönü Hükümeti) görüşülerek kabul edildi.Tasarının
genel gerekçesi, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt tarafından kaleme
alındı. Bozkurt, gerekçede, "Türkiye halkı, adaletin uygulanmasında
kuralsızlık ve sürekli kargaşa karşısındadır. Halkın kaderi belli ve
yerleşmiş bir adalet esasına değil, raslantı ve talihe bağlı,
birbiriyle çelişkili ortaçağ dinsel hukukun kurallarına bağlı
bulunmaktadır. Cumhuriyet, Türk adaletinin bu karışıklıktan, yokluktan
ve pek ilkel durumdan kurtarılmasını devrimin ve yüzyılımız
uygarlığının gereklerine uyan yeni bir Türk Medenî Kanunu'nun hızla
vücuda getirilmesini ve uygulamaya konulmasını zorunlu kılmıştır" dedi.Tasarı,
Meclis Adalet Komisyonu'nda hiçbir değişikliğe uğramadan kabul edildi.
Komisyon raporunda, İsviçre Medeni Yasası'nın uygar ülkelerin en
başarılı yasalarından biri olduğu, içerdiği hükümlerin toplumsal ve
ekonomik yaşam bakımından çağın gereksinimlerini karşılayacak nitelikte
olduğu belirtildi.Genel Kurul görüşmelerinde tasarının madde
madde ele alınması önerildi. Ancak Adalet Bakanı Bozkurt, yasanın bir
bütün olduğunu, bu nedenle tümüyle görüşülmesi gerektiğini belirterek,
bu öneriye karşı çıktı. Tasarı, kısa bir görüşmeden sonra, 17 Şubat
1926'da kabul edildi. 4 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan
yasa, 6 ay sonra, 4 Ekim 1926'de yürürlüğe girdi.Bu yasayı,
devamı niteliğinde görülen Borçlar Yasası izledi. Aynı komisyon,
İsviçre Borçlar Yasası'nı Türkçe'ye çevirdi ve tasarı haline getirdi.
22 Nisan 1926'da kabul edilerek 8 Mayıs 1926 tarihli Resmi Gazete'de
yayımlanan yasa, Medeni Kanun ile aynı tarihte yürürlüğe girdi."İSLAM TARİHİNİN EN ÖNEMLİ OLAYI...""Medeni"
ve "Borçlar" yasalarının yürürlüğe konulması, Avrupa'da büyük yankı
uyandırdı. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Lozan Andlaşması çercevesinde
(Adaletin Yönetimine ilişkin açıklama - 24.7.1923) Türkiye'de danışman
olarak bulunan hukukçu Sauser Hall, "Türkiye'de Avrupa Hukukunun
Benimsenmesi" adlı yapıtında, "İslam devletlerinin en güçlüsü, bin
yıllık geçmişe varan töreleri, altı aylık bir sürede yürürlükten
kaldırıyor. Tarih, hiçbir ülkede bu kadar köklü ve ani değişikliği
örnek gösteremez. Bir ülkede ve bir toplum üzerinde yapılmış bundan
daha cesur bir deneyim yoktur" değerlendirmesinde bulunmuştu. (*)İslam
Hukuku üzerine çalışmalar yapan fransız hukukçu Kont Ostrorog'a göre
de, Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa hukukunun kabulü, Ortadoğu
tarihinde, İslam Dininin kabulünden bu yana en önemli olaylardan
biridir.DEĞİŞİKLİK ÇALIŞMALARI...Türk Medeni Kanunu'nda
ilki 1938 yılında olmak üzere 15 kez değişiklik yapıldı, 1988 ve
1990'da çıkarılan yasalarla 6 maddesi yürürlükten kaldırıldı.Medenî
Kanunun çeşitli maddelerinde yapılan değişikliklerden ayrı olarak
kapsamlı bir değişiklik yapılması çalışmaları 50 yıldan beri
sürdürülmektedir.İstanbul ve Ankara Üniversiteleri medeni hukuk
profesörleri, yüksek yargı mensupları ve uzman milletvekillerinin
katılımıyla, 1951 yılında, Adalet Bakanlığı'nca bir komisyon kuruldu.
Çalışmalarına aralıklarla devam eden ve raportörlüğünü Ord. Prof. Dr.
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun yaptığı komisyonca hazırlanan Türk Medeni
Kanunu Ön Tasarısı ve gerekçesi, 1971 yılında Adalet Bakanlığı'na
sunuldu. Bu ön tasarı Bakanlıkça yayımlandı. Adalet Bakanlığı'nca 1974
ve 1976 yıllarında oluşturulan komisyonlar ise bu konudaki
çalışmalarını sonuçlandıramadılar.12 Eylül 1980'den sonra,
Milli Güvenlik Konseyi döneminde kabul edilen 1 Haziran 1981 tarihli ve
2467 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle İlgili Çalışmaları Yapmak Üzere
Komisyon Kurulması Hakkındaki Kanun uyarınca, öğretim üyeleri, yüksek
yargı mensupları, meslek kuruluşları ve Adalet Bakanlığı mensuplarından
oluşan yeni bir komisyon kuruldu. Prof. Dr. Kemal Oğuzman'ın başkanlık
ettiği bu komisyon çalışmalarını 1984'de tamamladı. Komisyonun
hazırladığı ön tasarı, Adalet Bakanlığı'nca yayımlandı. Ancak, her iki
ön tasarı yasalaşamadı.YASA TÜMÜYLE YENİLENİYOR...Bu
kez yasanın tamamını gözden geçirmek ve günümüz koşullarına uygun hale
getirmek amacıyla üniversiteler, yargı organları, meslek kuruluşları ve
hukukla ilgili sivil toplum örgütleri ile Adalet Bakanlığı
temsilcilerinin katılımıyla, 1994 yılında, "Türk Medenî Kanunu
Komisyonu" oluşturuldu. Sırasıyla Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu ve Prof.
Dr. Turgut Akıntürk'ün başkanlık ettikleri bu komisyon, çalışmalarını
1998'de tamamladı. Tasarı hazırlanırken, 1971 ve 1984 yıllarında
yayımlanmış bulunan 2 öntasarı ile kaynak İsviçre Medeni Yasası, kısmen
Alman Medeni Yasası, Fransız Medeni Yasası ve İtalyan Medeni Yasasından
yararlanıldı.Bu komisyon tarafından hazırlanan "Türk Medeni
Kanunu Tasarısı" 16 Eylül 1998'de TBMM'ye sunuldu, ancak, 18 Nisan 1999
milletvekili genel seçimleri nedeniyle, TBMM İçtüzüğünün 77. maddesine
göre hükümsüz sayıldı. Tasarıyı yeniden gözden geçirmek ve Yürürlük ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısını hazırlamak üzere, 1999'da
Adalet Bakanlığı'nda yeni bir komisyon oluşturuldu. Prof. Dr. Turgut
Akıntürk başkanlığındaki bu komisyon, çalışmalarını aynı yıl içinde
tamamladı.18 Ekim 1999'da Bakanlar Kurulu'nda (Ecevit Hükümeti
- 57 Hükümet) görüşülerek kabul edilen ve 1926 tarihli 743 sayılı
yasayı tümüyle yürürlükten kaldıran tasarı, 30 Aralık 1999'da TBMM'ye
sunuldu.Tasarı, 14 Ocak 2000'de TBMM Başkanlığı'nca Adalet
Komisyonu'na havale edildi. Adalet Komisyonu'nda 4 Nisan 2000'de
başlayan görüşmeler aralıklarla 14 Haziran 2001'e kadar sürdü. Adalet
Komisyonu son şeklini verdiği tasarıyı, 21 Haziran 2001 tarihli
raporuyla TBMM Genel Kurulu'na sundu.Tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda 24 Ekim 2001'de görüşülmeye başlandı.GENEL GEREKÇE TARTIŞMASI...Tasarıda,
Mahmut Esat Bozkurt'un 1926'da kaleme aldığı "Genel Gerekçe"den (Esbabı
Mucibe Lâyiha) bazı bölümlere yer verilmesi, TBMM Adalet Komisyonu ve
Genel Kurul görüşmeleri sırasında tartışmalara neden oldu.Komisyon'un
Fazilet Partili (FP) üyeleri, "Bozkurt'un gerekçesinde, laiklik
ilkesinin yanlış anlaşılmasından doğan din karşıtı ibareler
bulunduğunu", dolayısıyla alıntı yapılmaması gerektiğini bildirdiler ve
Komisyon raporuna muhalefet şerhi koydular.Adalet Alt Komisyonu
ise, hazırladığı raporda, tasarının genel gerekçesinde Bozkurt'un
yazdığı metnin tümüyle kullanılması gerektiğini belirtti ve metne
günümüz Türkçesi ile yer verdi.TBMM Genel Kurulu görüşmelerinde
de, alıntı yapılması, Saadet Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi
milletvekillerince (eski FP) eleştirildi.Adalet Alt Komisyonu
Başkanı, Demokratik Sol Parti (DSP) Bursa Milletvekili Ali Arabacı ise,
tasarının tümü üzerinde kişisel görüşünü açıklarken, "Atatürk'ün Adalet
Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, 75 yıl sonra, o zaman seslerini
çıkaramayanların torunlarınca yargılandı, din düşmanı, İslamiyete
küfreden kişi olarak ilan edildi" dedi. MECELLEMecelle
(Mecelle-i Ahkam-ı Adliye), Tanzimat döneminde, Osmanlı
İmparatorluğu'nda hukuk sistemindeki aksaklıkları gidermeye yönelik
düşünceler çercevesinde gündeme geldi. Döneme damgasını vuran Reşit,
Ali ve Fuat Paşalar, Fransız Medenî Kanunu'nun aynen kabulünü Sultan
Aziz'e önerdiler, ancak medrese kökenli Ahmet Cevdet Paşa'nın
karışmasıyla bu girişim çıkmaza girdi, yerine Mecelle konuldu. 1851
maddeden oluşan Mecelle, 20 Nisan 1859'dan başlayarak 1876'ya kadar 16
kitap olarak yazıldı ve 16 Ağustos 1876'da yürürlüğe girdi. Dinsel
nitelik taşıyan Mecelle'de, kişi, aile ve miras kurallarına yer
verilmemiş, eşya ve borçlar hukuku esas alınmıştı. Aile hukukuna
ilişkin düzenlemeler 25 Ekim 1917'de "Aile Hukuku Kararnamesi" ile
getirildi, ancak bu kararname İstanbul Hükümeti tarafından 19 Haziran
1919'da yürürlükten kaldırıldı.
Baglanti
Yorum yaz! :
Arkadasina Gonder!
0yorum yazilmistir
<<Önceki Sayfa
|/ |Sonraki Sayfa>>